YERLİ VE YABANCI POP MÜZİK NEDİR
7/5/2008 ·
| Pop müzik adından da anlaşılacağı gibi gündemde olan, çok ilgi çeken, eğlence amaçlı ve herkes tarafından bilinen yani popüler olan müzik demektir.Pop müzik, çok sayıda türe ayrılmıştır fakat bu türler kendi içinde kalmışlar ve çoğu ilgi görmemiştir.(Pop Jazz, Electrified, Rap.) Pop müziğin belirgin özellikleri ezgilerindeki sadelik ve süslemelerdir.Ezgi yalın olduğu sürece akılda daha fazla kalacak, herkes tarafından mırıldanılacak ve buna bağlı olarak gündemde olacaktır. Ezgi bir de ritim açısından zengin ise, o zaman söz ve ezginin değeri yarı yarıya azalacak ve eser, dans edilmek için hazırlanmış bir şarkı olarak kullanılacaktır Pop müziği klasik müzikle karşılaştırma yaparken Fazıl Say şunları söylüyor Pop müzik satış için yapılır, klasik müzikse soylu duygular için Fazıl Say burada aslında müzikleri karşılaştırmak istemiyor.İçinde göndermelerde bulunduğu kesin ama asıl vurgulamak istediği pop müziğin ticari amaçla yapılmış olduğudur. Pop müzik eserlerinde belirgin bir benzerlik söz konusudur.Yani bir eser başka bir esere neredeyse tıpatıp benzeyebilir.Sözleri farklı olduğu için müzik eğitimi almamış birinin bu benzerliği fark edebilmesi oldukça zordur.Aynı kalıbın üstüne, farklı sözlerin yazılması ve dinleyiciye sunulması şarkı bestelemenin kolay bir yoludur.Bu yolla köşeyi dönmüş çok fazla şarkıcı vardır ne yazık ki.Şarkıların çalıntı olduğu iddialarının gündemde olduğu bu dönemden sonra, sözlerinin çalıntı olduğu iddia edilecek şarkıların duyulduğu dönemlerde gelecektir.Şu anda da, söz yazma işinde çalıntı yapmayan şarkı sözü yazarlarının da yazdığı sözler pek hoş değildir."Kırıcan mı Belimi Şakşuka Şakşuka Şaka da Şuka gibi Pop müzik eserleri, konserler için daha uygundur.Özellikle büyük topluluklar önünde verilen bu konserlerde sahne performansı çok önemlidir.Konsere eğlenme amacıyla gelen insanlar, dinlediği müziğin yanında belirli figürlerle dansta izlemek ister.Bu yüzden bir pop müzik şarkıcısının dış görünümü de söylediği şarkı kadar önemlidir. Pop müziği ülkemizde yıllardır başarıyla yapan kişiler de vardır.(Sezen Aksu, Fatih Erkoç, Sertab Erener)Sezen Aksu ve Fatih Erkoç'un, uzun zamandır tam anlamıyla ortalarda görünmediğini ve Sertab Erener'in de dünyaya açıldığını düşünürsek ülkemizdeki pop müzik, Ayşe Hatun Önal, Tarık Mengüç gibi şarkıcılara emanet edildi diyebiliriz. 1900'lü yılların güncel popüler müzik tarihini özetle şöyle açıklayabiliriz 1920-1930-1940'lı Yıllar •30'lu yıllara operetler dönemi denmektedir. •Taş plak dönemi bu yılları kapsar. •Gramofon, en gözde alettir. •Operetler ve tango, ülkemize giren ilk popüler batı müzikleridir. •1920'li yıllar, cazın ülkemize girdiği yıllardır 1950'li Yıllar •Türkiye'de cazın dışındaki batı müziği türlerinin tanındığı yıllardır. •Batıdaki pop müzik, gençlerimizi etkisi altına almaya başlamıştır. •1955'te bir Rock'n Roll orkestrası kurulur. •1958 yılında Kuyruklu Yıldızlar, dönemin en popüler grubudur. •Bu dönemde söylenen şarkılar, orijinaline ne kadar yakınsa o kadar fazla ilgi görür 1960’lı Yıllar •Gençliğin özgür olmak istediği Hippi akımının gözde olduğu yıllardır. •60’lı yıllarda pop müzik çalışmaları Avrupa’da olduğu gibi hız kazanır. •Çok sayıda pop orkestrası kurulur. •Bu dönemde çeşitli şarkı yarışmaları düzenlenmiştir.Ayrıca Türkiye, bu dönemde Atina Şarkı Yarışmasına katılıp 4.oldu. •Orhan Gencebay, ilk 45’lik plağını çıkarttı. •Yerli melodilerin batı sazlarıyla yeniden yorumlanması bu dönemde hız kazanır. •1965 yılında Hürriyet gazetesince düzenlenen altın mikrofon şarkı yarışmasıdır.Bu yarışmanın amacı pop müziği geliştirmek ve yeni gruplara şans vermekti. 1970’li Yıllar •Pop müziğin gerçekten popüler olduğu yıllardır. •Siyasi hareketler, müziği de etkiler.Bunun sonucunda şarkı sözlerinde sloganlar duyulmaya başlanır. •Kaset devrinin başlangıcı bu yıllardır. •Siyah beyaz Televizyonlarda TRT, halka hangi müziği verirse halkta onu alırdı.Başka seçenek yoktu. •Eurovision Şarkı Yarışmasına ilk kez katıldık.Sonuncu olduk(!) •Şarkıcı ve söz yazarlarında belirgin artış görüldü. 1980’li Yıllar •12 Eylül dönemi başladı. •Tabi ki Türkiye’deki sanat kesintiye uğradı. •Arabesk müzik hızla yayılmaya devam etti. •Kasetçalar ve walkmanlerin çıkması kasete olan gereksinimi arttırdı. •Korsan kasetçilik sorun olmaya başladı. •Orgla müzik yapanlar, patronlarına daha az maliyet çıkardıklarından, çalgı topluluklarından daha fazla iş bulmaya başladı. •Operetler yerini müzikallere bırakmıştır. 1990’lı Yıllar •Ses güzelliği ve diksiyonun aranmadığı yıllardır. •Uluslararası sanat müziği eğitimi almış sanatçıların caz yaptıkları görülür.(Örn.Aydın Esen) •Nostalji denen akım beğeni toplamaya başladı. 90’larda Türkçe Pop 90’lı yıllarda Türk Pop Müziği, hep tartşılagelen bir konu olmuştur. Bu yıllarda pop müziğinin gelişimini anlamak için 60’lı yıllara, pop müziğinin ilk filizlendiği yıllara uzanmak gerekir. O zamanlarda pop diye tabir edilen bir müzik yoktu. Her şey yabancı parçalara Türkçe sözler yazılmasıyla başladı. O zamanlar bu müziğe Türkçe Sözlü Hafif Müzik, ya da Aranjman Müzik deniliyordu. Söz. yazarlarına büyük görevler düşüyor, Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu gibi birçok söz yazarı, yabancı bestelere Türkçe sözler yazıyorlardı. Bu müzik o yıllar hafife alındığından olacak ki TRT “hafif müzik diye bir tanım getiriyordu. Erol Büyükburç, süphesiz Türk Hafif Müziğinin ilk sanatçısıdır. İlginç sahne kostümleriyle de akıllarda yer etmiştir. Onu Ajda Pekkan izlemiş ve böylece bu müziği icra eden birçok sanatçı ortaya çıkmıştır. 70’li yıllarda ortaya çıkan Anadolu Pop ya da Anadolu Rock müzik, TRT’ye inatla tüm Türkiye’yi kasıp kavurmuştur. Cem Karaca, Barış Manço, Moğollar, 3 Hürel, Erkin Koray ve Edip Akbayram bu akımın belli başlı sanatçılarıdır. Bunlara Halk Müziğine odaklanmanları yüzünden “Kent Ozanları denmektedir. 90’lı yıllarda bu akıma özenerek birçok sanatçı boy gösterecektir. 80’li yıllar ise gerek pop müzik açısından, gerek diğer müzik türleri açınsından en kötü yıllar olarak kabul edilebilir. Eğer 70’leri plak, 90’ları da CD ile özdeşleştirirsek, 80’lere kaset canavarı yıllar diyebiliriz. 12 Eylül’ün baskısıyla başlayan dönemde müzik türleri de bir çıkmaza sürüklendi. Anadolu Pop ve Anadolu Rock furyasından arabesk dalgasından geçiş sözkonusuydu. Kanımca Orhan Gencebay, bu iki müzik türü arasında bir geçiş formu teşkil ediyor. Kendisi hiç bir zaman arabesk yaptığını iddia etmedi. Kendi müzik tarzını oluşturmaya çalıştı. Hatta bazı şarkılarındaki Gitar soloları Anadolu Rocktan izler taşıyordu. Ancak kendisi de farkında olmadan arabeskin temelini attı ve arabeskin Orhan Babası oldu. Orhan Gencebay ile birlikte Ferdi Tayfur, İbrahim Tatlıses ve Müslüm Gürses 80’lerde arabeskin dört büyük üstadı oldular. Hepsi de ayrı ses renkleriyle farklı acılara hitab ettiler, bir bütünü tamamladılar. 80’li yıllar Arabeskin altın yıllarıydı. Arabeskin yanısıra 1978 yılında Ferdi Özbeğen’in temelini attığı taverna kültürü, fantezi müziğini oluşturdu. Piyanist şantör ekolü doğdu. İnsanlar arabesk ile kederlenirken fantezi ile şenlendi. Oryantal kültür, bu iki müzik ile damarlara aşılandı. Bu hakimiyet, ister istemez diğer müzik türlerini etkisi altına aldı. Pop müzik de bu oluşumdan nasibini aldı. Nilüfer, İbo klasiği Mavi Mavi’yi yorumladı. 70’lerde Janis Joplin’e olan hatranlığını dile getiren Zerrin Özer, bu yıllarda aynı şeyleri Orhan Gencebay ve Hakkı Bulut için söyledi. Ajda Pekkan için “pek bulaşmadı” denilse bile o “Aman petrol canım petrol” dedi. Video klibinde Topkapı Sarayının damında dans eden kızlar ve bir Mercedesi çeken öküz, eurovizyon jürisinin şaşkın bakışlarına neden oldu ve böylece ortaya komik bir manzara çıktı. Bazılarına göre Sezen Aksu Sen Ağlama, Git gibi şarkılarla Türk makamları ile arabesk dalgasına cevap verdi, bazılarına göre bu şarkılar, onun arabeskten etkilendiğin göstergesiydi. 80’lerdeki müziğin kalitesizliğinin en bariz kanıtı, Opera adlı eurovizyon şarkısının sonradan en kötü eurovizyon şarkısı seçilmesidir. Bu yıllarda başlayan elektronikleşme, aranjör ve stüdyo müzisyenlerinin doğmasına neden oldu. 90’larda pop müziğinin teknik kadrosu: Garo Mafyan Onno Tunç, Atilla Özdemiroğlu gibi isimler yetişti. Türk Sanat Müziği yeterli dinleyici kitlesine ulaşamıyor arayışlar içine giriyordu. Bas gitar ve Davul gibi enstrümanlar TSM şarkılarında duyulmaya başladı. Televizyonun yaygınlaşması sonucu konserler olan ilgi giderek azaldı. Sallantılarla geçen 80’li yıllardan sonra 90’lı yıllar geldi. Türk Hafif Müziği, yeni adıyla Türk Pop Müziği bir patlama yaşadı. TRT yıllardır bu müziğin yaygınlaşmasına mani oluyordu. Sadece yılbaşı gecelerinde ve özel programlarda televizyona çıkan hafif müzik sanatçıları şanslı sayılıyordu. Televizyon ve radyodaki bu tekelcilik, özel televizyon ve radyoların kurulmasıyla ortadan kalktı. Büyük bir engel yıkılmıştı adeta. Pop müzik rahat ve özgür bir ortamda icra ediliyor, geniş kitlelere ulaştırılıyordu. TRT’nin “hafife” aldığı bu müzik, popüler kültürün en temel taşı olarak yapılanıyor, bir çığ gibi büyüyordu. İlk tetiği Sezen Aksu çekti. “Hadi bakalım kolay gelsin, bir acayip zor yarış” diyerekten diğer popçulara mesaj veriyordu sanki. İlk defa bir hızlı (tekno) ritim, yerli bir şarkıda kullanılıyordu. Bunu bir sürü yenilik takip edecekti. Ardından komik dans figürleriyle Yonca Evcimik “Aboneyim” diyerek bu çağrıya cevap verdi. Teknoloji, olabildiğince kullanılıyordu. Ritim programlayıcılar, sentetik sesler, voice-boxlar ve daha birçok elektronik alet. İlk yıllarda kasıtlı olarak bir batıya yönelme oldu. Sonrasında Türk popu bir arayışa girdi. Tam olarak tanımlanamadığı için her türlü deneme yapılıyordu. Bir sonraki aşamada Akdeniz’den, balkanlar’dan, Anadolu’dan ve Arabistan’dan ezgiler harmanlanarak yorumlanmaya başlandı. Aynı zamanda uçlara da yönelmeler oldu. Kartel, bizi Hip-Hop ile tanıştırırken Tuğçe San Tekno yaptı. Can Kat ise Bırak çek git” diyerek bir Rythim and Blues denemesi yaptı. Ne var ki böyle çalışmalar pek tutulmadı. Daha önce bahsedilen harmanlama ürünü eserler daha çok tutuldu. Önemli bir şarkıya klip çekmek bir zorunluluk oldu. Klipler şarkının tanıtımı açısından en önemli rolü oynadılar. Şarkı, klibi ile bütünleşmiş olarak algılandığı için klip çekimlerinde daha çok özen gösterilmeye başlandı. Bir klip endüstrisi ortaya çıktı. Yeşilçam’ın bazı emekli yönetmenleri bu sektöre kaydılar. Bu kadar klip ve radyo yayını, albüm satışlarının düşmesine neden oldu. Korsan kasetçilik ve telif hakları sorunları gündeme geldi. Tarkan 90’ların pop ilahı oldu. Mavi gözleri ile kızları her zaman büyüledi. Şarkılarında “Kıl oldum abi Hepsi senin mi Ölürüm sana hişt zilli” gibi bol argo bulunmasına rağmen şarkıları çok sevildi. Bir canlı yayında boş bulunup “çişim geldi” diyerek karizmayı bir süreliğine bozmasına rağmen her zaman Türk Popunun 90’lardaki lideri oldu. Başarısını yurt dışında da kanıtladı. Tarkan gibi şarkılarında ilginç sözler bulunan şarkıcılara Anakaralı Turgut, kendi üslubuyla Ankara Havasıyla cevap verdi. Pop o kadar cazip hale gelmişti ki eskiler, tekrar gündeme gelmek için çareyi popta armaya başladılar.2000’li Yıllar Sanat festivallerinin çoğaldığı yıllardır.Ekonomik kriz, festivalleri etkilemiştir. •Caz konserlerinde artış görülür. •Türk Pop'u yeniden hareketlenmeye başladı. •Şakşuka Kırıcan mı Belimi Senin Ağzını Yerim Ben gibi acayip şarkılar yapıldı. •İnsanlar, müziği bir dans ve eğlence aracı olarak paketleyip bir kenara attıktan sonra, televizyonlarında “Gelinim Olur Musun”, “Biz Evleniyoruz”, "Gel Yeniden" gibi programlara kafalarını yormaya başladı. Türk Pop unun Doğuşu Kulağa yönelik olmaktan uzak, daha çok eğlencelik müziği bütün dünya sayısız örneklerle bağrına bastı. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri müzik popülerliğini korudu. Şehirliler için en popüler tercih şarkıydı. Bu sırada müzik tarihi baştan alınırsa çok ilginç gelişmeler oluyordu. 1948’de politik nedenlerin etkisiyle yasaklanan Arap filmlerinden geri kalan 150 tanesi (çoğunlukla Mısır) Türkiye genelinde sinemalarda gösteriliyordu. Bu filmler ve müzikleri çok çok meşhurdu ve 1938’de Arap şarkı sözlerini yasaklayan otoriteleri kaygılandırdı. Bu yeni bir aşamayı tetikledi. Bütün şarkılar Türk şarkıcılar tarafından ana temeları hissedilecek biçimde yeniden düzenlendi. Bu en azından devlet politikaları yüzünden işsiz kalmış birçok Türk sanat müziği sanatçılarına çalışma olanağı doğurdu. Dönemin önde gelem müzisyeleri Saadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk ve Vecdi Bingöl. 50’lilerde Kaynak Türk Sanat Müziği’nde özgün olarak adlandırılan tarzı aldı, 30’lu 40’lı yılların Arap filmleri müziklerinden etkilenmiş, Türk Sanat Müziği içinde ‘fantazi’ olarak adlandırılan tarzda yenıden şekillendirdi. Münir Nurettin Selçuk ve Vecdi Bingöl birlikteliği bir çok popüler fantazi şarkılar doğurd, daha önemlisi sıradan Türk dinleyicisinin müzik zevkinde büyük değişikliklere yol açtı. Şehir merkeslerınde yaşayan yetenekli Osmanlı mirası takipçisi müzisyenler çalışmalarını devletin kültürel politikaları sonucu popülerleştirmeye zorlandılar. Bu tarz Doğu-Batı sentezi yapmaya çalışan cumhuriyetin müzik alanında en büyük engeli olacaktı. Kaynak’ın öncülüğünü yaptığı ‘özgün’ yaklaşımı Türk Sanat Müziğinde yaygın tarz oldu. Müzeyyan Senar, Zeki müren ve diğerleri sayesinde tamamen köklü bir hal aldı. 50’lerde Türkiye NATO’ya girilmesi, Marshall yardımının gelmesiyle daha çok batılılaştı. Hollywood filmleri gösterilmeye başlandı ve sosyal değişim rüzgarları sonucu köyden şehire başlayan göç Türk Sanat Müziğine yeni dinleyiciler getirdi. Köylü geçmişleriyle elit olmayan dinleyiciler şehir düzenindeki gazino kültürünü çoktan almaya hevesliydiler. Bütün bunlar olurken, Türk sineması kendi dramatik geleneğini geliştiriyordu Anadolu’da gösterilen filmlerle ‘özgün’ kentlere kasabalara yayılıyordu. Batılılaşma süreci şehirli dinleyicilere 60’lı yıllarda yeni popüler müzik seçenekleri verdi. Popüler Avrupa ve Amerika şarkılarının Türkçe sözlerle söylenmesi düzenlenmiş müziği yükselişe geçirdi ve TRT tarafından kuvvetle desteklendi. Aynı zamanlarda başka bir tarz şehir merkezlerinde kendini göstermeye başladı; Politik görüşü olan kişiler tarafından icra edilen, Türk film müzikleriyle batı müziğinin sentezi olacak şekilde biçimlendirilmiş Anadolu pop’u. Anadolu pop’uyla düzenlenmiş müziğin arasındaki tek ortak yön elektronik enstürmanların kullanılmış olması ve çok sesliliktir. Genel olarak Batı müziği ensturmanları ve kısmi olarak elektronik enstürmanların kazandırdığı ses Orhan Gencebay’ın ve onu takip eden Arabesk şarkıcıların ve bestecilerin ilgisini çekti. Arabesk çok hızlı bir şekilde gazino kültüründe yerini buldu. Arabesk, diğer deyişle ilk doğal Doğu-Batı sentezi ürünü Türk sanat müzisyenlerinin çabaları ve hünerleriyle ulaşmış oldu. Arabesk kelimesi yüksek kesim entellektüellerin bakış açıları sonucu ortaya çıkarttıkları bir kelimedir. |
Yorum (1) Yorum yaz!
MÜSLÜM GÜRSES ŞARKI SÖZÜ(ARKADAŞIM)
7/5/2008 ·
Bu akşam dertliyim içmeye geldim
Doldurda bir kadeh ver arkadaşım
Kahreden derdimi dökmeye geldim
Dinlede bir ibret al arkadaşım
Derdim başlayalı yıllardan öte
O günden bugüne düştüm gurbete
Ömrümü harcadım meyhanelerde
Bir aşk sarhoşuyum gör arkadaşım
Yorum (yok) Yorum yaz!
MÜSLÜM GÜRSES KİMDİR(ARABESK)
7/5/2008 ·
Müslüm Gürses, 7 Mayıs 1953'te doğmuş Türk ses sanatçısı; gerçek adı Müslüm Akbaş`tır.
Genelde arabesk türünde şarkılar söyler, bunun yanında Klasik Türk Müziği parçalarına ve türkülere de albümlerinde yer verir. Tarzı sayesinde ses sanatçıları arasında farklı bir yer edinmiştir. Şarkılarında daha çok hüznü, sevgiyi ve acıyı anlatır. Sadık bir hayran kitlesi vardır. Hayranları tarafından genelde Müslüm Baba olarak adlandırılır.
Çocukluğu
7 Mayıs 1953'te Şanlıurfa`nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü Köyü'nde Emine ve Mehmet Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası rençberlik yapardı, bağlama çalmayı bilirdi. Daha sonra Ahmet ve Zeyno adında bir erkek bir de kız çocukları oldu.
Çocukluğunun ilk yıllarını Şanlı Urfa`da geçirdikten sonra, ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana'ya göç ettiler. Daha sonra annesi Emine hanım ve ardından da erkek kardeşi Ahmet hayata veda etti. 1968 yılında henüz 15 yaşındayken , bir çay bahçesinde şarkılar söylemeye başladı. Terzi çıraklığı yaptı, o yıllarda şans eseri bir gazinoda sahneye çıkarak sanat yaşamının kapısını araladı.
Babanın İlk Sanat Yılları
1968 yılından itibaren piyasaya ilk 45'likleri çıkarmaya başladı.Bu dönemde plakları Palandöken ve Hülya Plak firmaları tarafından yayınlanmıştır. Sevda Yüklü Kervanlar ise Müslüm Gürses`in çıkış parçasıdır. Bu plaktan Adana`ya dönmüş, bir müziğe kesin dönüş yaptı.
Trafik kazası
Bir süre müziğe küsmüştür.
Müslüm Baba`nın hayatındaki en talihsiz olaylardan biri Tarsus`tan Adana`ya dönerken geçirdiği trafik kazasıdır. 1978 yılında vuku bulan bu kazada Müslüm Gürses ölümden döndü. Alnı çok ciddi biçimde zedelendiğinden dolayı, kafasına beynini koruyacak plaka takıldı. Bu kazadan dolayı koku alma duyusunu neredeyse tamamiyle yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gördü. Sorulara geç veya ilgili görünmeyen cevaplar vermesi, sanıldığının aksine sürekli alkollü olduğundan değil, hastalığından dolayıdır.Ayrıca Müslüm baba bu talihsiz kazadan sonra öldü sanılarak Adana'da bir hastanenin morguna konulmuştur.Ancak Müslüm Baba bunun da üstesinden gelmeyi bilmiş ve morgdan kendi çabasıyla çıkmayı başarmıştır.
Sonraki sanat yaşamı
Daha sonra hayata sıkı sıkı tutunan Müslüm Gürses, oyuncu Muhterem Nur`la hayatını birleştirdi. Muhterem Nur da daha çok Muhterem Hanım olarak bilinir. Ard arda çıkardığı kasetler sayesinde şöhreti gün geçtikçe yayılan Müslüm Gürses, zamanla arabeskin babası oldu. Piyasada kaç tane kaseti olduğu tam olarak bilinememekle beraber, yasal 75 civarı korsanla birlikte 100`lerce olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca en çok satan albümünün de Küskünüm`ün olduğu sanılmaktadır
Dinleyici kitlesi
Müslüm Gürses`in dinleyici kitlesi birçok araştırmaya konu olmuştur. Kente uyum sağlayamayan, ikinci sınıf insan muamelesi (işe yaramaz, cahil vs..) gören varoşların Müslüm Gürses`in genel dinleyici kitlesini oluşturduğu bu araştırmalardan çıkan genel sonuçtur. Kah Garipler adlı parçada " Hor görülenlerin tanrım , isyanıdır bu / Sevip sevilmeyenlerin isyanıdır bu / Düzensiz dünyanın günahıdır bu / Yakarsa dünyayı garipler yakar " diyerek kah İtirazım Var parçasında " Ben hep yenilmeye mahkum muyum? / Ben hep ezilmeye mahkum muyum / İtirazım var bu zalim kadere " diyerek kendisine tapan kesimin isyanını dile getirmiştir. Konserlerinde ise bu kitle , sığınacağı , kendisine kızılmayacağını bildiği ender bir yer bularak , hayata karşı duyduğu öfkeyi kendi vücuduna yönlendirip , kendisine ciddi biçimde zarar verir. Bu olgu bütün Müslüm Gürses hayranları için geçerli olmasa da, toplumda uyandırdığı düşünce bu yöndedir.
2000'li yıllarda Rock ve Pop parçalarını ( Paramparça, İkimizin Yerine, Sensiz Olmaz ...) söylemesiyle birlikte kendisine tapan kitleyi tamamen reddetmeden onlardan biraz uzaklaşmıştır. Bu sefer de kendisini entelektüel sınıfın ilgi alanında bulmuştur ve bu eskiden beri hayranı olanları üzmektedir.
Ocak 2006`da Gönül Teknem, Seyhan Müzik etiketiyle raflardaki yerini almıştır. 18 Nisan 2006`da son albümü Aşk Tesadüfleri Sever piyasaya çıkmıştır.
Yasaklı albüm konusu
Müslüm Gürses`in yasaklı bir şarkısının/kasetinin olduğu ve bu kasetin yayımlandıktan sonra hemen toplatıldığı veya öldükten sonra yayımlanacağına dair sıkça dile getirilen bir söylenti vardır. Bir rivayete göre Zincirlikuyu, İstanbul`da verdiği bir konser sırasında "Kapansın camiler/Açılsın meyhaneler" dizeleriyle başlayan bir şiir okumuş, daha sonra da Açılsın Meyhaneler (bu şarkı şiirden bağımsızdır ve piyasada bulunabilmektedir) şarkısına geçerek kalabalığı tahrik etmiştir. Bu konser albümünün basılıp daha sonra toplatıldığı, şu anda çok az kişinin elinde olduğu söylenir oysa ki gerçek bu değildir. Bu albüm bu şekilde basılmamıştır. Korsan kasetçiler bu konserden sonra Zincirlikuyu adında bir albüm basmıştır, fakat değişik versiyonlara sahip bu albümde sözkonusu dizeler yer almaz. O yüzden piyasada böyle bir albümün olduğu doğru değildir, fakat yukardaki sözleri konser sırasında söylemiş olabileceği tartışmalı da olsa gerçeğe yakın durur.
Yorum (yok) Yorum yaz!
ARABESK NEDİR
7/5/2008 ·
Peki gerçekten Arabesk nedir?. Sadece sanatın bir yönümü acaba. Gerek bizim bildi imiz manada bir Türk Müzik stili mi gerçekte. Yoksa sadece müzik haricinde sanatın bir çok dalında oturmuş bir kavram mı ? Bildi iniz üzere Türkiye' de kavramlar kargaşası yaşanmaktadır. Bunun nedeni öz kültürden uzaklaşma, hızlı ve yo un de işen teknolojik ve kültürel yapı. Gerekse batılılaşmanın getirdi i bir takım kimlik bunalımları. Eklendikçe birikip yı ınlaşan sebepler yuma ı diyebiliriz. Şimdi diyeceksiniz ki "Baba' ya neler anlatıyorsun sen !.Ne alaka bunlar!. sen Arabesk' ten haber ver dediklerinizi duyar gibi oluyorum" Evet bir çok konulara de inmemiz gerekecek. Arabesk hakkında tam ve detaylı bilgi edinmemiz için bazı konuları de inmek lazım.
Peki o zaman nedir Arabesk?
En Anlamlı Şekliyle Arabesk...
1950' li yılların sonlarında Nuri Sesigüzel ile başlayan ama Orhan Gencebay ile asıl anlamı kazanan arabesk müzik daha sonraki yıllarda Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Hakkı Bulut, Gökhan Güney ile doru a ulaşmıştır.
Orhan Babanın arabesk müzi inin do uşu ve gelişiminde en büyük otorite diyebiliriz. Yapılan bu müzi in tartışmaları onunla başlamıştır. Halkımız çok çabuk benimsemiştir. O dönemlerde türküler ve klasik Türk müzi i revaçta idi. Taşralar Türk Halk müzi i ile mutlu olurken kentlerde Türk Sanat müzi i revaçta idi. Tabi batı özentisi a ırlıkta olan bir kesim ise batı müzi ine yönelmiştir. Klasik batı müzi i ile yo rulmaya ve anlamaya çalışıyorlardır. Derken Batının rüzgarı Türkiye' yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı.
Derken Batının rüzgarı Türkiye' yi de çarptı. Klasiklerden pop ve jazz denilen country a ırlıkta müzikler yapıldı. Fecri Ebcio lu, Alpay, Erol Evgin ... ve bunların yanında pop gurupları .... Ama Anadolu halkına ilk zamanlar bu tür müzikler uzaktı. Büyükşehirlerde hatırlı semtlerde dinlenirdi.
Rock müzi idünyayı sarsarken Türkiye' de de etkisi görülmüştür. Ama pop ve jazz müzikte oldu u gibi bu müzikte Anadolu halkına uzaktı. Batı hayranlı ı içinde yaşayan kişilerce bu müzik yayılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçılarımız ise Anadolu Rock müzi i altında bu müzi i azda olsa sevdirmişlerdir. Hatta Anadolu halkıda çok sevmiştir. Özellikle Barış Manço, Erkin Koray, Mo ollar... Ama büyükşehirlere göçen halkımızın duygularını da tam olarak ifade etmekten uzak kalmışlardır.
Gecekondudan yaşayan halkın ezilmişli i, aşkları, feaodal yapının kurbanlarını ifade eden bir protest müzik do muştur. Arabesk müzik. Kısa zamanda gerek Anadoluda gerekse Büyükşehirlerde yaşayan düşük gelirli aileler tarafından sevilmiştir. Hayatın haksızlı ına bazen kaderci bir tutum bazende çözüm getirecek konular ile yapılan şarkılar halkımızın duygularının rehberi olmuştur. Herşeyden önce Türkiye' de do muş ve Türkiye' nin aynası olmuştur. Yaşanan duygulardan beslenmiş taki günümüze kadar gelmiştir. Artık yaşam tarzı olmakla beraber müzik tarzı olarakta bazı otoritelerce ne kadar istenilmesede kendini kabul ettirmiştir.
Bireylere indirgedi imiz de kimi aşkını bulmuş kimisi ekonomik yetersizli i verdi i çile dolu hayatlarını bulmuşlardır. Halk müzi i ile Sanat müzi i arasında çok sesli protest tarzda bir Türk Müzi idir. Amerika' da do an Rock müzi i nasıl onlara göre protest müzik ise Arabesk müzik ise Türkiye' de gelişen çok sesli protest bir olmuştur. Eserlerdeki konular ço u zaman de işik olsada çıkış kayna ı olarak bir benzerlik kurabiliriz.
Altmışlı yılların sonunda Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel ile başlayan arabesk müzik Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses İbrahim Tatlıses ile tüm yurtta en çok dinlenen müzik olmuştur. Yetmiş yıllar Arabeskin yayılma yılları olarak de erlendirirsek, 80' li yılların başlarında ise Arabesk Müzi in en dorukta oldu u zamanlardır. Bir çok pop, rock ve sanat müzigi sanatçıları piyasa koşullarına uymak için ya tam arabesk kaset yapmışlar yada üç beş arabesk şarkı albümlerine ilave etmişlerdir. 80' li yılların sonu ve 90' lı yılların başlarında Arabesk müzi e ilgi azalırken pop müzigi patlama yapmıştır. Yine de arabesk Müzigi kadar dinleyeci kitlesine ulaşamamıştır.
Daha önce de indi imiz gibi 90' lı yılların sonlarında özel tv ve radyoların iyice ço alması ile yasaklı arabesk müzik kendini geliştirebilen ve sesini daha çok alana ulaştırabilen müzik olmuştur. Bu arada eskisi gibi protest etkisi azalmıştır. Artık kendi arasında türdeşleri çıkmıştır. Soft arabesk ( taverna ve pop karışımı ). Şarkılardaki konular toplumsal mesajlardan ve bireyin başkaldırışlarından farklı konular almaya başlamıştır. Tabiri caiz ise Damar şarkılar azalmıştır. Evrimleşen ve gelişen arabesk müzik bu günümüze gelmiştir. Kasetleri en çok satan, konserleri en çok kalabalık olan ve halka en yakın olan müzik olarak Türkiye' nin Müzik Literatüerinde yarini sa lamlaştırmıştır. Öcü edebiyatı yapanlar, sık sık eleştirenler artık arabesk Müzi i kabullenmişlerdir.
ARABESK PASAPORT
Adı: Arabesk
Soyadı: Türk Müzigi
Lakapları: Gecekondu ve Varoş müzi i, Dolmuş müzi i, Acılı müzik, İsyankar Müzik, Bunalım Müzik, Damar
Do um Tarihi: 1960' lı yılların başı
Anne Adı: Türkiye
Baba Adı: Türk Halkı
Tabiyeti: Türkiye
Kurucuları: Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel
BABALAR : Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Muslüm Gürses, İbrahim Tatlıses, Hüseyin Altın, Cengiz Kurtoglu,....
UNUTULMAYANLAR : Nuri Sesigüzel, Esengül, Biricik, Gökhan Güney, Selami Şahin, Hakkı Bulut, Çoşkun Sabah, Arif Susam, Kahtalı, Cavit Karabey...
KRALİÇELER : Bergen, Kibariye, Tüdanya, Ebru Gündeş, Mine Koşan, Neşe ve Gülden Karaböcek, Güllü, Ebru Yaşar, Bülent Ersoy, Ceylan...
GELECEĞİN BABALAR : İbrahim Erkal, Mahsun Kırmızıgül, Hakan Taşıyan, Alişan, Emrah,Güçlü - Derviş Soydemir,Ömer Danış, Ümit Yaşar, Azer Bülbül, ...
ARABESK TERMİNOLOJİSİ
Baba : En çok sevilen, Delikanlı ve agırbaşlı, yardımsever, reklamı sevmeyen arabesk sanatçısı
Damar : En acılı sözlerin ve müzi in bulundugu arabesk şarkı. Dinledikçe kişiyi kendinden geçiren şarkılar.
Kader ve çile : Önüne geçilmesinin çok zor oldugu, kabullenmenin ise olmadıgı mücadele kayna ı
Fantezi : Soft arabesk. Gerek konuları gerekse meledoleri daha yumuşak arabesk şarkılar.
Zalimler : Kader, Aga, Parasızlık, Zengin kız babası, kızını vermeyen baba, Töre, Aldatanlar, mahpusluk
Mapushane : Çilenin olgunlaştı ı, saçları agartılan yer, kader oyunu
Akşamlar : Hasretlik,
Geceler : Hasretlik, İsyan, Yalnızlık, Kirlenme
Sabah : Hiç Olmaz
Ölüm : Sevgili u runa, İsyanın sonu, çözümsüzlük
Aşk : En yogun yaşanan duygular, Kavuşamama, hasretlik, Acı kaynagı
İsyan : Haksızlıga, Aldatılmışlıga, Zalimlere
Jilet : Olmaması gerekir.
Efkar : Onsuz akşamlar olmaz
Yorum (1) Yorum yaz!